YOKSULLUK BİR HASTALIKTIR!

Yoksulluğun tanımını yapmak yapmak zordur. Bu nedenle yoksulluktan bahsederken, tanımdan çok yoksulluğun neden olduğu olaylardan bahsedilir. En çok bahsedilen açlık ve yetersiz beslenme, eğitim ve sağlık başta olmak üzere temel haklara ulaşmada ki zorluklardır. Yoksulluk aynı zamanda kültürel, ekonomik ve toplumsal karar süreçlerine ulaşımda da yoksunluk demektir. Bunların dışında olan diğer tanımlar kötü çevre koşulları, barınma koşulları, beslenme koşulları sonucu olan hastalık ve ölümler nedeniyle sağlık sorunlarını işaret eder. Diğer yandan yoksulluk suça yönelmede en çok tartışılan etmendir. Tüm bunlara yoksulluğun adalete, eğitime ve sağlık hizmetlerine ulaşımda ki engelleyici rolü eklendiği zaman, yoksulluğu sadece hastalıklara neden olan bir etmen olarak değil, kısaca tedavisi bilinen ama bir türlü yapılamayan bir hastalık olarak tarif etmek mümkündür.

YOKSULLUK ÇOCUĞU ANNE KARNINDA BULUR

Yoksulluk herkesin sorunu olsa da, bir çok diğer sorun gibi çocuk ve kadınlar en çok etkilenen gruptur. Çocuklar yoksulluğun sonuçlarından sadece dünyaya geldikten sonra değil, henüz anne karnında, annenin beslenme sorunlarıyla birlikte etkilenmeye başlarlar. Bedensel gelişim ve dayanıksızlık bir yanda, beyin gelişimi yoksulluktan etkilenen en önemli süreçtir. Yapılan çalışmalar öğrenmede çok önemli olan beyin kıvrımlarının gelişiminin, dolayısıyla beyin yüz ölçümünün  yoksul doğan çocuklarda diğerlerinden çok daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu durum öğrenmenin yanı sıra diğer fonksiyonların gelişiminde olan gecikmelere ya da yoksunluklara neden olur. Bu eksikleri gidermede yararlı olacak anneyle bağlanma da, annenin yoksulluğu nedeni ile sağlıklı olamayınca mental gelişim sorunları ile birlikte ruhsal sorunlar ortaya çıkar.

Yoksulluk ve onunla bağlantılı bu gelişimsel sorunlar, yoksulluğun oluşturduğu stres ve örselenmeler şiddete ve suça olan eğilimleri arttırmaktadır. Tüm bu süreçte gelişimi değiştirecek olanaklara ulaşmadaki engeller, kendini ifade etme ve yardım isteme zorluğu çocuğun gelişimi süresince sağlık hizmetlerine ve adil bir savunma sistemine ulaşmasını zorlayınca  kısır bir döngü ortaya çıkar. Beyin gelişiminde daha anne karnında başlayan eşitsizlikleri öğrenmelerini etkiler. Bu eğitim hayatlarını sürdürmede zorluk yaşamalarına ve sistemin dışına çıkarılmalarına, böylece eşitsiliğin yaşam boyu sürmesine neden olur.

Kısır döngüyü kırmak, gelir düzeylerinin ayarlanması, sosyal destekler, işsizliğin önlenmesi, sağlık ve eğitim hizmetlerinin herkes için ulaşılır olabilmesi gibi bir çok yapılması gereken sayılabilir. Tüm bunların yapılması dünyanın geleceği açısından önemlidir. Dünyanın %10’unun tüm gelirin %70’inden fazlasına sahip olması kalan %90’ın paylaştığı geliri çok düşürmektedir. Tüm bunlar tartışılır, yüzde onluk kesimde olanlar dahil sorunun büyüklüğü fark edilmişken yapılabilecek küçük dokunuşlar bu rakamlarla adeta salgın bir hastalık haline gelen yoksulluğun tedavisinde etkili olabilir.Beyin gelişimini etkileyen  beslenme, hormonlar,ilaçlar ve toksinler yanında en önemli şey çocuğa karşı gösterilen bakım davranışıdır. Bebekler, ilişki ortamında gelişirler.Beyinlerindeki sinir hücresi bağlantıları, deneyimlerin sonucu oluşurlar.Beyin gelişiminin kritik döneminde ihmal ve çevresel uyaranlardan yoksunluk bilişsel becerilerde kalıcı bozulmalara yol açabilir. O nedenle yoksul anne babaların çocuk gelişimi, ilişkisi, davranış ve tutumları konusunda eğitilmeleri, desteklenmeleri ilk ve kolay atılabilen bir adım olacaktır. Bu konuda daha fazlasını dinlemek için 30 eylülde başlayacak olan 6.Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında gerçekleşecek panellere gelebilirsiniz. Katılımın ücretsiz olduğu panellerde yoksulluğun her boyutuna ilişkin tartışmalara katılabilirsiniz. Konular,konuşmacılar, saatler ve yerler için bilgiyi www.icapff.com adresinden almanız mümkün.Gelin öğrenelim, tartışalım ve bu bilgileri eyleme dönüştürelim.

Facebooktwitterlinkedin
Facebooktwitterrssyoutubeinstagram