BEYİN GELİŞİMİ DOĞUMDAN SONRA DEVAM EDİYOR

 

Yumurta ve spermin birleşmesi ile başlayan bebeğin anne karnındaki oluşum dönemi gerçek bir mucizedir. Her şeyin yolunda gittiği bir hamilelik sürecinde, tek bir hücrenin hızla ve sürekli büyüyerek karmaşık yapılı bir insan haline gelmesi izlenir. Bu büyüme sırasında bebeğin sinir sisteminin gelişiminin, önemli bir kısmı tamamlanmış olmakla birlikte, beyin gelişimi doğumdan sonra da devam eder.   Anne karnında olan bazı gelişimsel sorunlar, travmalar, genetik problemler, enfeksiyonlar gibi  olumsuzluklar sonucunda beyin gelişimi zarar görebilmektedir. Ancak doğum sonrası beyin gelişiminin devam ediyor olması ve beynin kendini belli şekillerde onarabilme yeteneği, bebek doğduktan sonraki sosyal çevre etkileşimlerini önemli hale getirmektedir. Bebek doğarken beyin erişkin beyninin %25 ağırlığına sahipken, 6 yaşında %90’ına ulaşır.

DOĞUM SONRASINDA BEYİN GELİŞİMİ NASIL SÜRER?

Aslında bebekler doğdukları zaman beyin gelişimleri, hayran olduğumuz beynin yüksek fonksiyonlarına henüz sahip değillerdir. Bu fonksiyonların tamamlanıp olgunlaşması bazı alanlarda 20’li yaşlara kadar uzanır. Bu gelişimin olabilmesi için doğum sonrasında uygun uyaranların sağlanması gerekir. Bu uygun davranışları sergileyen anne-baba, sağlıklı çevre, doğru eğitim demektir. Zamanında ve doğru olmayan her tür müdahale hem o andaki gelişimi, hem de bir sonraki gelişimi olumsuz etkileyecektir. Beynin gelişimi için bazı hassas dönemler vardır. Bu hassas dönemlerde  öğrenme çok daha kolay olur. Ama aynı zamanda bu dönemlerde oluşan aksiliklerin, sorunların telafisi de o kadar zorlaşır. Bazı yetenekler için hassas dönemler bilinmektedir. Örneğin, ilk başından itibaren görmesi sağlanamayan ve göz tembelliği oluşan çocukların ilerde bunu düzeltmeleri zorlaşır. Benzer şekilde ilk üç yılda yeterli dil uyaranı alamayan, kendileri ile konuşulmayan, devamlı TV karşısında kalan çocukların dil becerileri onarılmaz derecede bozulabilmektedir.

Bebek doğduğu zaman beyin gelişimine en önemli katkı anne-bebek bağlanmasıdır. Bağlanmayı  yapabilenler ve bunu sürdürebilenler daha iyi gelişirler. Bu gelişim beyin gelişimini de kapsar. Bebeğe yapılan besleyici dokunuşlar, bebeklerde büyümeyi ve uyanıklığı destekler. Güvenli bağlanmanın varlığı, çocukları stresin biyokimyasal etkilerinden korur. Erken duygusal ve sosyal deneyim alanları, beyindeki gelişim için gerekli bağlantıların kurulması açısından entelektüel deneyimler kadar önemlidir. Sağlıklı erken gelişim, besleyici ve güvenilir ilişkilere bağlıdır.

Annenin beslenmesi, doğumdan sonra bebeğin beslenmesi, hastalıklardan korunmaları beyin gelişimi için önemlidir. Ama sıkça söylendiği gibi en önemli besin sevgidir, dokunmadır. Bu nedenle terk edilmiş, travmaya uğrayan ya da başka nedenlerle bağlanmayı yapamayan, sevgi göremeyen çocukların doğum sonrası beyin gelişimlerinde sorunlar olmaktadır.

Beyin, gelişimini doğumla tamamlamış ve bilgi depolamak üzere hazır olan bir organ değildir. Genç erişkinliğin başlarına değin süren devamlı bir gelişim gösteren, kendini onarabilen ama aynı zamanda hassas dönemleri olan, bazı olumsuzluklardan sonra onarımı mümkün olmayan bir organı sadece sınav sonuçlarına, bizim beklentilerimizi karşılayıp karşılamadığına göre değerlendirmek yanlıştır. Çocukların beyin gelişimleri için bilgi depolamaları ve başarmaları için zorlamak dışında kendi katkımıza bakmak gerekir. Çünkü bir daha hatırlatalım; beyin gelişimi sosyal çevreden, sevgimizden, verdiklerimizden ve vermediklerimizden etkilenir.

Facebooktwitterlinkedin
Facebooktwitterrssyoutubeinstagram